0850 255 24 23

0850 255 24 23

Radyofrekans Ablasyon

Radyofrekans ablasyonda, alternatif akım verilerek doku içindeki (+) ve (-) yüklü iyonlar ileri-geri hareket ettirilir ve iğne çevresinde ortalama 80-100 derece arasında ısı oluşturulur. Oluşan ısı, iğnenin çevresindeki yaklaşık 3cm çapındaki bir alanda doku ölümüne yol açar. Bu alan kullanılan iğnenin cinsine ve sayısına göre değişiklik gösterebilir. Radyofrekans dokuda elektrik akımıyla ısı oluşturduğundan, elektriksel devrenin tamamlanması için hastanın bacaklarına manşon şeklinde ikinci bir elektrot yerleştirilir. 

Radyofrekans, alternatif akımın dokudaki iyonları ileri-geri hareket ettirmesiyle isi oluşturur.

Radyofrekans ablasyon, tıpta kalp ritm bozukluklarının giderilmesinde, dermatolojide cilt sıkılaştırılmasında, varis hastalarında, horlama tedavisinde ve ilaçlara dirençli ağrıların giderilmesinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Ancak, en çok bilinen kullanım alanı tümörlerin yakılarak tahrip edilmesidir. Radyofrekans, tümör tedavisinde ilk kez 1990 lı yıllarda karaciğer kanserlerinde kullanılmaya başlanmış, daha sonra da akciğer, böbrek, tiroid ve kemik tümörlerinde de yaygın olarak uygulanmıştır.

Radyofrekans ablasyonda, elektriksel devrenin tamamlanması için bacaklara özel elektrodlar (pad) yapıştırılır.

Radyofrekans ablasyonda tümöre yerleştirilen iğnelere “prob” adı verilir. Probların çoğunluğu düz iğne şeklindedir ve içlerinde probun aşırı ısınıp çevre dokuda kömürleşme yapmasına engel olan özel bir “su soğutma sistemi vardır. Bu soğutma sistemi sayesinde probun ısıtabildiği alan genişler, ancak tek prob kullanıldığında bu alan genellikle 3cm lik bir çapı aşamaz. Bununla birlikte, probların sayısı ve kalınlığı artırılarak ablasyon alanının çapını bir miktar artırmak mümkündür. Bu şekilde çapı 3cm nin üstündeki tümörleri de tahrip etmek mümkün olabilir. Ancak bu durumda, birden fazla prob kullanmak gerektiğinden işlem maliyeti artacaktır. 

Probların sayısı ve kalınlığı değiştirilerek radyofrekans ablasyon alanı genişletilebilir.

Düz iğne şeklindeki problarda ablasyon alanı elips şeklindedir. Ancak tümörler genellikle küre şeklinde olduğundan, eliptik ablasyon alanı bazı tümörler için yeterli olmayabilir. Bu durumda, vücudun içinde şemsiye şeklinde açılan radyofrekans probları kullanılabilir. Bu problar küreye yakın bir ablasyon alanı oluştururlar.

Şemsiye tipi problar daha küresel tipte bir ablasyon oluştururlar.

Hangi prob kullanılırsa kullanılsın, tüm ablasyon yöntemlerinde olduğu gibi radyofrekans ablasyonda da amaç, tümörü çevresindeki 0.5-1cm kalınlığındaki bir normal dokuyla birlikte (emniyet marjı) tahrip etmektir. Bu gerçekleştirilebilirse, tümör ameliyata gerek kalmadan ortadan kaldırılmış olur. Başarılı bir ablasyon için radyofrekans probunun tümöre doğru yerleştirilmesi büyük önem taşır. Radyofrekans ablasyonda genellikle tek prob kullanıldığından, bu prob tümörün tam ortasında olmalıdır. Yoksa tümörün bir kısmı canlı kalabilir ve bu bölgeden yeniden büyüyebilir (nüks). 

Radyofrekans ablasyonda amaç tümörü çevresindeki 1cm lik sağlam dokuyla birlikte tahrip etmektir.

Ablasyonda, prob tümörün tam ortasında olmalıdır. Yoksa, kalan canlı tümör yeniden büyüyebilir (nüks).

Radyofrekans ablasyon (RFA) en çok karaciğer tümörlerinde kullanılır. Özellikle karaciğerin primer tümörlerinden hepatoselüler karsinom (HCC) ve karaciğer metastazlarında standart ablasyon yöntemidir. 

Karaciğerde hepatoselüler karsinomun radyofrekans ablasyon ile tedavisi.

Radyofrekans ablasyon karaciğer dışında akciğer ve kemik tümörlerinde de sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Kemikte, özellikle “osteoid osteoma” denen, gençlerde görülen ve şiddetli ağrıya neden olan iyi huylu bir tümörün tedavisinde günümüzde cerrahi operasyonun yerini almıştır.  Radyofrekans, günümüzde tiroid nodüllerinin tedavisinde de en sık kullanılan yöntemlerden biridir. 

Benign tiroid nodülünün radyofrekans ablasyonla küçültülerek tedavisi.

Prof. Dr.Saim Yılmaz

Kanserde Girişimsel Tedavi Yöntemleri