Kolanjiokarsinom
Kolanjiokarsinom karaciğerdeki safra kanallarından kaynaklanan bir kanser türüdür. Tümör safra kesesinden, karaciğer içi küçük safra kanallarından, karaciğer girişindeki büyük safra kanallarından, ana safra kanalından (koledok) ve safranın barsağa döküldüğü bölgeden (Ampulla Vateri) kaynaklanabilir. Kaynaklandıkları yere göre kolanjiokarsinomlar 3 gruba ayrılır:
1. İntrahepatik kolanjiokarsinom (karaciğer içi safra kanallarından köken alır)
2. Perihiler kolanjiokarsinom (karaciğer girişindeki büyük safra kanallarından köken alır)
3. Ekstrahepatik kolanjiokarsinom (karaciğer dışı safra kanallarından köken alır)
Kolanjiokarsinomlar yerleşimlerine göre 3 gruba ayrılırlar.
Nasıl tanı konur?
Nasıl tedavi edilir?
Yeni tedavi yöntemleri
Kolanjiokarsinomda, hastaların ancak %30 unda cerrahi rezeksiyon mümkündür, geriye kalanlarda, tümörün büyüklük, sayı ya da yerleşimi ya da hastanın genel durumunun bozuk olması nedeniyle cerrahi operasyon yapılamaz. Bu tür hastalarda kemoterapi ve radyoterapi uygulanmakla beraber sağkalım oranları yüksek değildir.
Kolanjiokarsinomda son yıllarda gittikçe artan oranlarda perkütan ablasyon ve transarteryel girişimler gibi minimal invaziv tedavi yöntemleri uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. İntrahepatik kolanjiokarsinomlar, özellikle 5cm nin altında ve sayıca az ise radyofrekans ve mikrodalga gibi termal ablasyon yöntemleriyle tedavi edilebilirler. Hiler kolanjiokarsinomlarda termal ablasyon yöntemleri ancak safra kanallarını koruyucu özel tekniklerle uygulanabilir, çünkü safra kanallarına zarar verme olasılığı yüksektir. Bu tümörlerde, safra kanallarına zarar vermeyen geridönüşümsüz elektroporasyon (Nanoknife) yöntemi yararlı olabilir ancak bu konuda henüz yeterli kanıt yoktur.
Karaciğerinde 5 cm çaplı perihiler kolanjiokarsino mu olan hastamızda, safra kanalları soğutularak radyofrekans yapılıyor. Bir yıl sonra kontrol Emar’ında tümörün belirgin küçüldüğü izleniyor.
Kolanjiokarsinomda umut veren diğer tedaviler de kemoembolizasyon (TAKE) ve radyoembolizasyon (TARE) gibi anjiografik tedavilerdir. Bu tedavilerin etkinliği, karaciğerin en sık rastlanan primer tümörü olan HCC ile kalın barsak tümörlerinin karaciğer metastazlarında kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kemoembolizasyon ve radyoembolizasyonun, kolanjiokarsinomda da tedavi yanıt oranlarını ve hasta sağkalımını belirgin olarak artırdığını göstermektedir. Her iki tedavi de, sadece kemoradyoterapiye yanıt vermeyen tümörlerde kullanılabildiği gibi, kemoterapi ile kombine olarak da uygulanabilir.
Karaciğerinde çok sayıda kolanjiokarsinom odak- ları (oklar) olan hastamızda radyoembolizasyon- dan sonra kontrol PET filminde tümörlerin kaybolduğu izleniyor.